Sanırım yaşın gereği neyse onu yapmalı insan.
Çünkü diyelim ki,ki öyle zaten.
Yetmişe doğru gidiyorsun.
Hani derler ya; "bir ayağın çukurda!" Ya da " yaaa arkadaş bu sıralar hep toprağa mı bakıyorsun nedir?"
Bunu günde belki bi çok kez yaşıyorsun!
Yok yok.Karamsarlık değil bu.
İyimser olmak? Biz buna, en iyisi her ikisi arasında sıkışıp kalmak diyelim.
Her şey farklı geliyor sana.
Şöyle bi düşün.
Uzağa gitmeye gerek yok.
Sen de babana göre farklı düşünüyordun.
Baban da dedene göre farklı düşünüyordu.
Şimdi " Sanki farklı bir şey diyorsun?" Denilebilir.
Fark şu galiba.
Kuşak farkı dedikleri olgu.
Zaman zemin olayı.
Seni şekillendiren durumlar gibi.
Gördüğün bu.
O zamanlar gençtin.
Farkında değildin.
Fark işte bu.
Şimdiki aklım olsaydı.
Güzel şarkıdır.
Keşkelerin harfler arasında bir çok şeyi anlatması.
Söylersin bi an huzur duyarsın.
Sonra.
Sonrası hayat devam eder.
Sen istersin ki,her şey iyi gitsin.
Belki gider belki gitmez.
Adına ister değişim,ister dönüşüm isterse başkalaşım de.
Adını sen koy.
Fark mı?
Her şey farklı.
Tâbii bunu görebilene.
Bakmak görmek farkı.
Görünce ne oluyor?
Farkı şu; rahatsız oluyorsun?
Seni rahatsız eden ne?
En iyisi çık doktora,ilacını yazdır.
Saati saatine içmeyi unutma hapları.
Yoksa hapı yutarsın derler ya.
Haa şu meşhur laf.
İnsan hissettiği yaştadır.
Moral verici bir söz.
Doğruluk oranı nedir?
İşte bu kişiden kişiye değişir.
Doğrudur belki.
Ama akıl baştadır.
Onun için toplumsal değişimlere ayak uydurmak zorundayız.
Tâbii bastonu unutmayalım.
Maazallah düşeriz.
Her şey yarıda kesilir!
Bu ara hayatta herşeyi tamamlayan var mı?
Tamamlama,bütünleme sınavı gibi.
O da yok.
Ben gidersem tadım kalır, tostlar beni hatırlasın.
Soğuk esprisine ilaveten, gerçekten hayat bir sınavdır belki de.
Ya kopya?
Yaaa kop ya şu karamsar dizilerden ey bu yazıyı yazan şahsına münhasır adem.
Kop ya,kop ya bunlardan.
Şimdi buna ilaveten hayat belki de bir şınavdır.
O da bu şınavı çekene bağlı.
Yani kol kuvveti.
"İyi de sen kolsuzsun ey Kolsuz Yaşar"
Diyorsun.
Biliyorum.
Elbette rahmetli Önder Baloğlu' nu rahmet ve saygıyla anıyorum.
Bu lakabı o takmıştı.
O trafik kazası, onlarca kol ameliyatı.
Eee kol kırıldı yeeeeeen içinde kaldı onca platin!
Cismen değil, ismen kolsuz.
Bazen de esprili olmuyor yazılar.
Fark bu belkide.
Hayatın esprisi bu!
