Borç mu dediniz? Alacaklıyı da söyleyin bakalım!…

Yahu şu memlekette birileri her gün “Türkiye battı, borç batağına saplandı, yarın IMF kapıda” diye ağlıyor.

Sanki dünya cennetinde yaşıyorlarmış gibi…

Bakın gerçek şu:

Bütün ülkelerin kamu borcu var.

Hepsinin…

Japonya’nın borcu GSMH’sinin %250’si geçmiş, ABD 36 trilyon doları devirmiş, Avrupa’da İtalya, Fransa deseniz aynı dertte…

Borçsuz ülke sayısı bir elin parmağını geçmez.

Onlar da bir kaç petrol geliri yüksek, nüfusu az küçük ülke…

Peki bu paralar kime gidiyor?..

Kim bu kadar alacaklı?..

Alacaklı dediğin:

- Kendi vatandaşın (emekli fonu, sigorta şirketi, banka mevduatı, bireysel tahvil alanlar)

- Kendi merkez bankan (Fed, Japonya Merkez Bankası borcun yarısını kendisi tutuyor)

- Yabancı devletler (Çin, Japonya ABD tahvillerinin en büyük alıcısı)

- BlackRock, Vanguard gibi küresel fon devleri

- IMF, Dünya Bankası (ama onlar genelde fakir ülkelere oynar)

Yani borç dediğin şey, büyük ölçüde **döngüsel bir sistem**.

Senin maaşından kesilen vergi, SGK primi, stopaj → emeklilik fonuna gidiyor → o fon devlet tahvili alıyor → devlet o parayla yol yapıyor, hastane açıyor, maaş ödüyor…

Sonra faiz ödüyor, o faiz yine aynı döngüde dönüyor…

Peki kim kazanıyor?..

Faiz lobisi…

Büyük sermaye…

Finans baronları…

Ama asıl mesele şu: Bu sistem çökmüyor.

Çünkü rezerv para sahibi ABD, euro bölgesi, Japonya gibi yerlerde “borç benim param, ben basarım” diyebiliyorlar…

Bizim gibi ülkeler ise döviz borcu çevirmek zorunda kalıyor.

Orada iş biraz farklı.

Ama Türkiye’ye gelince…

Dış borç var, evet.

Ama milli gelirimize oranla hâlâ makul seviyede.

Enflasyon yüksekken borçlanmak pahalı, doğru.

Ama aynı zamanda “faiz sebep enflasyon sonuç” teziyle hareket edip yerli-yabancı fark etmeksizin sıcak parayı soğutmadan ekonomiyi döndürmeye çalışan bir irade var.

Muhalefet deseniz: “Borca battık, IMF gelecek!” …

Hani nerede o IMF?..

20 senedir kapıda bekliyorlar, hâlâ gelmedi.

Hani nerede o temerrüt?

Hani battık dedikleri günler?

Borç alacaklısız olmaz. Alacaklı da borçlu olmadan var olamaz. Modern kapitalizm bu üzerine kurulu…

O yüzden ey ahali:

Borçtan korkmayın diye demiyorum.

Ama “battık” naraları atarken bir de alacaklı tarafına bakın.

Kim kime borçlu, kim kimin sırtından geçiniyor, onu görün.

Reis’in dediği gibi, faizle mücadele bitmedi.

Ama bu mücadelede asıl kazanan millet olacak.

Borç döngüsünü kırıp üretime, ihracata, yerli teknolojiye yaslanacağız.

O gün geldiğinde “battık” diye ağlayanlar yine ekran başında “vay be haklıymış” diyecek…

Hatta Atila Yeşilada filan demeye başladılar bile…