Tarih, sadece taş binalardan ya da tozlu arşiv belgelerinden ibaret değildir.
Tarih; bir medeniyetin ahlakını, hukukunu, toplumsal sözleşmesini ve en önemlisi "vasiyetini" bugüne taşıyan canlı bir organizmadır.
İşte bu organizmanın Eskişehir’deki kalbi, Odunpazarı’nın göğsünde bir nişane gibi duran Kurşunlu Külliyesi’dir…
Kanuni Sultan Süleyman dönemi vezirlerinden Çoban Mustafa Paşa’nın 1526 (Hicri 933) yılında kaleme aldırdığı ve bugün Topkapı Sarayı arşivlerinde muhafaza edilen o meşhur Kurşunlu Külliyesi Vakfiyesi (Vakıfnamesi), basit bir mülkiyet belgesi değildir.
O belge, bu toprakların adeta anayasası, İslam medeniyetinin insanlığa sunduğu bir şefkat beyannamesidir…
Vakfiyeyi açıp okuduğunuzda karşınıza kusursuz bir nizam çıkar: Eskişehir’in o dönem güney seferlerine ve Hicaz yoluna giden en kritik "menzil" noktası olması hasebiyle; buraya sığınan yolcuların, hacı adaylarının, yoksulların dinine, diline, ırkına, zenginliğine bakılmaksızın 3 gün boyunca ücretsiz ağırlanması şart koşulmuştur.
Aşevinde kaynayacak çorbanın gramajından, orada hizmet edecek mürekkep yalamış müderrisin, sesi güzel müezzinin liyakatine ve yetim çocukların kırtasiye masraflarına kadar her şey dondurulmuş, ebedi bir kurala bağlanmıştır.
Vakıf hukukunun temel kaidesidir: "Vâkıfın şartı, şâriin (kanun koyucunun) nassı gibidir." Yani vakfedenin koyduğu kural, değiştirilemez bir kanundur….
Avukat KURT buna bile vakıf değil…
Ya da zerre hürmeti yok…
Gelin görün ki, aradan tam 500 yıl geçtikten sonra bugün, Odunpazarı Belediye Başkanı Kazım Kurt’un yönetim anlayışı, bu kutsal vasiyeti, bu ebedi hukuku adeta hiçe sayan bir pervasızlıkla karşı karşıya bırakmıştır.
Uzun süredir kamuoyunun gündemini meşgul eden ve Vakıflar Genel Müdürlüğü ile Odunpazarı Belediyesi arasında yargıya taşınan Kurşunlu Külliyesi davası, sıradan bir yerel yönetim ve bürokrasi kavgası değildir.
Bu dava, "500 yıl geçince vakfiyenin hükümsüz kalacağını zanneden" modern bir cehalet ile asırlık bir hukukun hesaplaşmasıdır…
Soruyorum Kazım Kurt’a: “Çoban Mustafa Paşa bu külliyeyi, Odunpazarı Belediyesi orayı ticari birer meta gibi kullansın, vakfın ruhuna taban tabana zıt faaliyetlerle doldursun diye mi inşa etti?
Vakfiyedeki amaca uymayan, oranın manevi ve lojistik ruhunu zedeleyen mevcut kullanım biçimi, bu şehrin hafızasına yapılmış bir hürmetsizlik değil midir?”
Vakıflar Genel Müdürlüğü’nün haklı olarak başlattığı ve mahkemelerin de "tahliye" yönünde kararlar verdiği bu süreçte, Kazım Kurt’un takındığı ideolojik ve fevri tavır tam bir siyasi akıl tutulmasıdır…
Sayın Başkan, hukukun emrettiği tahliye kararına direnmeyi, mahkeme kararlarını ve mülkiyet hakkını çiğnemeyi bir "hizmet savunması" gibi ambalajlayıp kamuoyuna sunamazsınız….
Kurşunlu Külliyesi, belediyenin keyfi kararlarla yöneteceği, arka bahçesi haline getireceği bir mülk değildir….
Orası ecdadın mülküdür, asıl sahibi de doğrudan doğruya milletin kendisidir ve hukuki hamisi Vakıflar Genel Müdürlüğü'dür…
"Üzerinden 500 yıl geçti, devir değişti" mantığıyla vakıf mallarının üzerine konmaya çalışmak, ne sosyal belediyecilikle ne de devlet adamlığı ciddiyetiyle bağdaşır….
Bir hukukun geçerliliği, üzerinden geçen asırların sayısı ile ölçülmez…
Eğer öyle olsaydı, bugün dünyanın en medeni ülkelerinde yüzyıllar önce yazılmış kurucu metinler çöpe atılırdı…
1526'daki o imza, kıyamete kadar geçerli olmak üzere atılmıştır…
Odunpazarı Belediyesi’nin yapması gereken tek bir onurlu davranış vardır: Kurşunlu Külliyesi’ni derhal tahliye etmek, işgalci pozisyonundan sıyrılmak ve burayı aslına, yani vakfiyedeki o ulvi amaçlara uygun olarak yönetilmesi için gerçek hamisine teslim etmektir…
Eskişehir halkı, tarihini korumayı gayet iyi bilir…
Sayın Kazım Kurt unutmamalıdır ki; ecdadın duasını alamayanlar, vakıf malına ve vasiyetine hürmet göstermeyenler, tarih sayfalarında sadece birer "hukuk tanımaz" figür olarak anılmaktan öteye geçemezler…
Hukuk tecelli edecek, Kurşunlu Külliyesi o özlenen manevi, sosyal ve lojistik ruhuna elbet yeniden kavuşacaktır…
500 yıllık vasiyet, birkaç yıllık siyasi inata ve ideolojik körlüğe asla feda edilemez!..