İnsanın kendi hakkına, tırnaklarıyla kazıdığı emeğine sahip çıkma dürtüsü adaletin en çıplak halidir.

Geçtiğimiz günlerde sosyal medyada tam da bu hissiyatı özetleyen, ciğeri yanmış bir vatandaşın şu nefis serzenişine denk gelmiştim:
“Benim olduğuna, alın terim, emeğim, gayretim olduğuna inandığım bırakın iki MİLYAR lirayı, iki MİLYON lirayı bile değil Devlet, feriştahı istese vermem… Çünkü o para bana gelmeden devlet zaten yarısını gelir vergisi diye kapmış, harcarken de kalanının yarısından fazlasını dolaylı vergiyle alacaktır .
Hoş, bu arada iki milyon iki milyarın binde biri ve benim iki milyonum da yok ama…”


Şimdi bu gariban, helal ekmek kavgasındaki o asil isyanı tamamen hafızanızdan silin…

Çünkü Ankara ile borsa koridorlarının evliliğinden doğan öyle bir "mucize" var ki, yukarıdaki vatandaşın isyan ettiği o iki milyonu, bizimkiler sabah kahvaltısında "çekirdek parası" niyetine çıtlatıyor.


Eski Aile Bakanı ve AKeePee ( AK Parti değil, AK Parti ‘nin akepelisi anlamında) Genel Başkan Yardımcısı Fatma Betül Sayan Kaya ile kıymetli eşi İlyas Bey'in finans tarihine geçecek dehasından bahsediyorum…

Hani şu Nisan ayında hobi olarak Özata Denizcilik (OZATD) hissesine 63 milyon liracık yatırıp, Eylül ayında o koca fon skandalı patlamadan tam iki gün önce, sanki içine doğmuş gibi, 1,3 milyar lira ile masadan kalkan Betül Hanım!…

Eşinin de kazancını ekleyince, toplamda 2,2 milyar liralık bir borsa zaferi...


Hisse nisan ayında 255 lirayken alınmış, eylülde 4 bin 482 liradan satılmış!..

Son 6 ayda %1.289 değer kazanan bir kağıdı tam zamanında koklamak...

Warren Buffett gelse, önünü ilikler, Betül Hanım’dan tüyo isterdi.

Biz "Acaba yarın kıyma kaç para olacak?" diye enflasyon sepeti dizerken, onlar içeriden fısıldanan meleklerin melodileriyle "borsada sepet" yapıyorlarmış.


Ama hikayenin asıl iğneleyici, asıl insan aklıyla alay eden kısmı burası değil.

Büyük skandal patlayınca, muhalefet enselerine yapışınca ve başsavcılık mal varlıklarına tedbir isteyince, Betül Hanım önce "Partideki görevimden affımı istiyorum" dedi, sonra da eşiyle birlikte o 2,2 milyar lirayı tıkır tıkır Hazine’nin IBAN’ına iade etti!..

Şaka değil, gerçek!

Devletin koskoca Hazine ve Maliye Bakanlığı resmen SPK bülteninde IBAN paylaşıp "Etkin pişmanlıktan yararlanmak istiyorsan parayı buraya gönder" diye e-tahsilat hesabı açtı.

Biz vergi dairesine 200 bin lira borçlansak kapımıza icra memuru dayayan sistem, 2,2 milyar liralık vurgunu yakalayınca market kasasındaki kasiyer gibi

"Pardon ya, barkod yanlış okumuş, iade alalım" moduna geçiverdi…

Fakat burada Betül Hanım ve eşinin gözden kaçırdığı, ya da "nasıl olsa yırtarız" diye unuttuğu küçük bir mevzuat detayı var: SPK Kanunu Madde 107/3 açık!

Manipülasyondan ve içeriden bilgiyle haksız kazançtan paçayı kurtarmak, yani o çok sevdikleri "etkin pişmanlık" zırhına bürünmek için elde edilen menfaatin kendisi değil, İKİ KATI ödenmek zorunda!


Yani Betül Hanım, "Ben parayı iade ettim, bitti gitti" diyerek sıyrılamazsınız!

Hazine’ye bir 1,8 milyar lira daha borcunuz var.

Hepsini geçtim; o paradan gelir vergisi kesildi mi?

Kaynağında stopajı yapıldı mı?
Yok!
Bizim gariban vatandaş iki kuruş kazanınca devlet feriştah kesilirken, milyarlık borsa vurgunlarında Hazine sadece bir "geri vites emanetçisi" gibi çalışıyor.

Soruyorum şimdi: Eğer bu rezalet deşifre edilmeseydi, o 2,2 milyar lira hangi lüks yatların yakıtı, hangi hanedanların serveti olacaktı?


Bizler, olmayan iki milyonumuzun, hatta cebimizdeki son iki bin liramızın vergisini kuruşu kuruşuna ödemezsek feriştahıyla yüzleşiyoruz.

Betül Hanımlar ise iki milyarı cebe indirip, yakalanınca "Buyurun paranızı geri verdim" diyerek aklanmaya çalışıyor.


Ne ala memleket!

Vurgunu yap, yakalanmazsan zenginsin; yakalanırsan "pardon" deyip iade et, yine özgürsün!

Ama yağma yok…

Bu milletin alın teriyle, vergisiyle, emeğiyle dalga geçtiğiniz o borsa oyunlarının hesabı, o eksik yatırdığınız "iki katı" cezalarla birlikte elbet önünüze konur…

Biz de olmayan iki milyonumuzla, binde birinizin haram matematiğini buraya yazmaya devam edeceğiz….