Günlerdir Türkiye’nin gündemini sarsan, yüz binlerce küçük yatırımcının birikimini yutan o devasa "fon vurgununda" nihayet somut bir adım atıldı. Eski Bakan Fatma Betül Sayan Kaya, "suç örgütüne üye olma" ve "Sermaye Piyasası Kanunu’na muhalefet" suçlamalarıyla tutuklanarak cezaevine gönderildi.

Mahkemenin sevk yazısındaki o milimetrik detaylar, tasfiye kararını bir gün önceden haber alıp parayı aynı gün T+0 hızıyla virmanlama kurnazlığı, tam anlamıyla organize bir yapıyı gözler önüne seriyor…

İşte tam bu noktada, Hz. Süleyman’ın huzuruna çıkan o yaralı kuşun feryadı bir kez daha kulaklarımızda çınlıyor: "Dervişin kolunu kırmayın efendim, hırkasını çıkarın! Çünkü o beni üzerindeki o güven veren derviş hırkasıyla, o mübarek görüntüyle kandırdı."…

Yıllarca bu aziz milletin karşısına inancın, davanın, millet iradesinin ve ümmetin kutsal hırkasıyla çıkan dava münafıkları(!), meğer arkada garibanın, yetimin, işçinin ve emeklinin cebindeki son kuruşu hortumlayan bir sistem kurmuşlar…

Kamuoyuna yansıyan bilgilere göre, skandal patlak verince "vicdani rahatsızlık" kılıfıyla elde edilen milyarlarca liralık haksız kazanç apar topar TMSF hesaplarına iade edilmiş…

Açık ve net söylüyorum:”Bu hesap, sadece -paranın iadesi - ile asla kapanmaz, kapanmamalıdır!”

"Parayı geri verdik, helalleştik, üstünü örtelim" mantığı Türk adaletinin kapısından içeri girmemelidir…

Suçun parayla satın alınabildiği, vurgun yapanın yakalanınca sadece ganimeti bırakıp elini kolunu sallayarak yürüdüğü bir düzen, hukukun değil ancak adaletsizliğin nizamı olur.

Eğer bu iş sadece "parayı iade etme" basite indirgenmesiyle geçiştirilirse, yargıya ve devlete olan inanç tamamen yok olur…

Bu dava, siyasi bir temizlik ve samimiyet testidir…

Dönem, "Ömer’leri arama" dönemidir. Adaletiyle nam salmış Hz. Ömer’in izinden gittiğini söyleyen liderimiz, Sayın Cumhurbaşkanımız bu sürecin önünü sonuna kadar açmalıdır…

Reis, bizzat aradığı o dürüst, ahlaklı ve adil Ömer’leri bulup harekete geçirmeli; bu davaya, bu millete ve ümmete hırka altından hançer saplayan bu dava münafıklarına en ağır muameleyi yaptırmalıdır!..

Çünkü bu hainlik, sadece ekonomik bir soygun değildir; bu halkın temiz inancına, ümmetin geleceğine ve yarınlara beslediği umutlara vurulmuş en ağır darbedir…

Eğer en yukarılardan en aşağıya kadar bu asalak yapıların kökü kazınmaz, hak ettikleri en ağır cezalar ibretlik şekilde verilmezse, bu necip ümmetin yarınlara dair tüm umutları yitip gider…

Kuş haklıydı; geçici cezalar yetmez, derviş görünümlü bu haramzadelerin üzerindeki o kutsal hırkalar bir daha asla giyemeyecekleri şekilde sökülüp alınmalıdır…

Adalet, egemenlerin şahsi servet katlama aracı olmadığını, mazlumun sığınağı olduğunu kanıtlamak zorundadır.

Hırkalar düşmüş, takke düşmüş, kel görünmüştür…

Şimdi Reis’in adaletinin, yetim hakkını savunan o çelikten iradenin konuşma vaktidir!..