Siyasette bazen üç oy, üç bin oydan daha fazla şey anlatır.

YENİ Parti’nin Odunpazarı’nda gerçekleştirdiği üye temelli ön seçim tam da böyle bir sınav oldu. Sandıktan Avukat Emine Cevahir Çalıkuşu Yazıcı 1439 oyla çıkarken, Kurucu İlçe Başkanı Rahmi Çınar 1436 oyda kaldı.

Aradaki fark yalnızca üç oydu. İtirazların ardından süreç Genel Merkez’e taşındı ve 28 Eylül’de sonuç onanarak Çalıkuşu Yazıcı’nın ilçe başkanlığı kesinleşti.

Asıl mesele ise üç oy değil.

Asıl mesele, üyenin sandıkta ilk kez doğrudan söz söylemesiydi.

YENİ Parti’nin “yeni siyaset” iddiası açısından Odunpazarı önemli bir laboratuvardı. Çünkü Türkiye’de parti örgütleri yıllardır merkezden atama, dar kadro dengeleri ve yerleşmiş güç ilişkileri üzerinden şekilleniyor.

Üye iradesinin doğrudan belirleyici olması ise çoğu zaman kâğıt üzerinde kalan bir demokrasi vaadi olarak kalıyordu.

Odunpazarı’nda bu kez sandık gerçekten kuruldu. Hakim teminatı olmasa da kuruldu.

Ve sandık, siyasetin hesap makinesini yeniden çalıştırdı.

Çünkü yeni kurulan bir partinin en büyük riski, eski partilerin alışkanlıklarını yeni tabelanın arkasına taşımaktır. Parti değişir, isim değişir, logo değişir; fakat yöntem değişmezse ortada yalnızca yeni bir tabela vardır.

YENİ Parti’nin sınavı da tam burada başlıyor.

Kurucu kadroların deneyimi elbette önemlidir. Örgüt kurmak, mahalle mahalle çalışmak, seçmeni tanımak ve siyasi mücadele vermek küçümsenecek işler değildir.

Nitekim Rahmi Çınar da adaylık sürecinde yıllardır Odunpazarı örgütü içinde çalıştığını ve sahadaki deneyimini öne çıkardı.

Fakat siyaset yalnızca geçmişte verilen emeğin değil, bugün sandıkta ortaya çıkan iradenin de işidir.

İşte Odunpazarı sandığının söylediği budur.

ÇALIKUŞU’ NUN ADI KAMUOYUNDA KONUŞULMAYA BAŞLANDI.

Çalıkuşu Yazıcı’nın adaylığının kısa süre önce açıklanmış olması, kamuoyunda başlangıçta daha az tanınması veya örgüt siyasetindeki geçmişinin rakibi kadar uzun olmaması, üyelerin tercihinin önüne geçemedi. Çalıkuşu Yazıcı seçim öncesinde de “hiçbir üyenin diğerine üstünlüğü yoktur” diyerek tam da bu anlayışı savundu.

Üstelik bu sonuç, “Nasıl olsa örgüt bizde” rahatlığının siyasette her zaman karşılığının olmadığını da gösterdi.

Çünkü üye sandığa girdiğinde, hesapların bütün matematiği değişebilir.

Dün başka bir partinin örgüt kültürü içinde oluşmuş yöntemlerin yeni partiye aynen taşınması, YENİ Parti’nin “yeni” iddiasıyla ister istemez çelişki yaratır. Mesele belirli bir kişiyi hedef almak değil; eski siyaset biçiminin yeni bir parti içinde yeniden üretilip üretilmeyeceğidir.

İşte Odunpazarı seçiminin gerçek önemi burada.

Dahası, İl Başkanı Talat Yalaz’ın seçim öncesinde Rahmi Çınar’a açık destek vermesi de tartışıldı. Yalaz, Çınar’ın deneyimi nedeniyle devam etmesinin doğru olacağını söyledi.

Ancak sandık başka bir sonuç verdi.

Bu da parti yönetimlerine basit ama önemli bir mesaj gönderdi:

Üyeye sandığı verirseniz, üye kendi kararını verir.

Hem de genel merkezin, belediye başkanının, il başkanının ya da örgütteki herhangi bir güçlü ismin hesabına bakmadan.

Odunpazarı’nda üç oyla kazanılan bu seçim, belki de YENİ Parti’nin gerçekten “yeni” olup olmayacağının ilk işaret fişeğidir.

Çünkü demokrasi, kazananı önceden belirlenmiş bir tören değildir.

Demokrasi, sandığı kurup sonucu kabullenme cesaretidir.

Şimdi sıra il başkanlığı seçiminde.

Talat yalaz tepkileri üzerine çekmiş bir isim. Çok cevval bir isim kendisini çok kısa zamanda tüketti. Hele odunpazarı seçimlerinden önce açıkça Rahmi Çınar’ı deklare etmesi çok yanlış bir davranıştı.

Bir hukuk adamının asla bunu yapmaması gerekiyordu.

Orada da aynı sandık kurulacaksa, aynı ölçü geçerli olmalıdır:

Kimsenin tapulu malı olmayan bir parti, ancak üyelerinin ortak iradesiyle gerçekten yeni olabilir.

Odunpazarı’nda sandık ilk sözü söyledi.

Bakalım YENİ Parti, bu sözü ne kadar dinleyecek?

İşte şöyledir, işte böyledir, işte şunlar, işte bunlar etkili olmuştur hurafeleri bir kenara bırakın..

Şimdi tarihe geçen Yeni partinin odunpazarı ilçesi seçimleri partiye kayıtlı üyelerle yapılan ilk seçimde kadın ilçe başkanı olarak seçilen isim olarak tarihe geçmiştir.

Demokrasi böyledir.